| Teşebbüs ve Fırsatçılık |
|
|
| Mustafa Özel, Yeni Şafak | |
| 31.10.1996 | |
![]() Mustafa Özel Orta Asya'nın hakim fiziki veçhesi kuraklıktır; Gobi çölünden Mezopotamya'nın güneyine kadar uzanan Avrasya'nın orta yerindeki kahve renkli lekedir o. Yıllık yağış miktarı hiçbir zaman 25 santimetreyi geçmez, yağan rahmet yaz aylarının sıcağında buharlaşıp uçar; soğuk kış aylarında ise Aral Gölü bile dört-beş ay donar. Bu kurak bölgenin can damarı, Hind alt kıtasının kuzeydoğu sınırındaki yüksek dağlardan Aral Gölü'ne akmakta olan büyük nehir sistemidir. Sulak bölgenin nüfusu çoğunlukla Türk menşeli halklardır: Türkmen, Özbek, Karakalpak, Kazak, Kırgız ve Tatarlar. Farsça konuşan Tacikler ile yakın zamanlarda Slav, Alman ve Koreli göçmenler nüfusun geriye kalan kısmını oluşturmaktadır. Sovyet sisteminin dağıldığı yıl, beş Orta Asya ülkesinde yaklaşık 50 milyon insan yaşamaktaydı ve bunların üçte ikisi çeşitli Türk boylarına mensuptu. Orta Asya, 1989'dan itibaren sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu dönüşümün odağı okullarla ticari işletmelerdir; temel aktörleri ise işadamları ile öğretmenler. Anadolu Türklerinin her iki alanda da günah ve sevaplarıyla devrede olduğunu gözleme imkanı bulduk. Bölgenin kendi ayakları üzerinde durup “Araplaşmaması” için Anadolu çocukları mühim bir rol oynayabilir. Petrol, Arapların ayak bağı, Arap dünyasının felaketi oldu; Türklerin ata yurdunun saadeti olması için hiçbir otomatik sebep yoktur. Her şey, büyük ölçüde insan irade ve çabasına bağlı olacaktır. Taşkent'te işadamlarımızı sıkıntılı, eğitimcilerimizi umut dolu buldum. Oysa ikincilerin karşılaştıkları güçlükler daha fazla, doğrudan kazançları daha azdı. Birincilerin sıkıntıları ise, kısmen kendi hataları yüzündendi. Özbekistan'ı sağmal inek gibi görmeye çalışmış, sadece mal satmayı kafalarına koymuşlardı. Ülke döviz darboğazına girmeye başlayınca da, para transferinde zorluklar baş göstermiş, devalüasyonun yükü büyük ölçüde Türk işadamlarının omuzlarına yüklenmişti. (Şu anda Türk işadamlarının yaklaşık 70 milyon dolarlık alacakları birikmiş ve bunun üçte biri “erimiş” vaziyettedir.) Şüphesiz, Özbek hükümetinin de bunda büyük hatası vardır, neyi, ne kadar ithal etmesi gerektiğine sağlam bir şekilde karar vermiş olması gerekirdi. Fakat ben yine de Türk İşadamlarının ticaretten çok yatırımı düşünmeleri, Özbek ekonomisini mal üretir hale getirmeyi tasavvur etmeleri gerektiği kanaatindeyim. Özbek yöneticiler de salt tüccar ile yatırımcı işadamını tefrik etmeli, ikincisini teşvik etmeli, kazancına dokunmamalıdırlar. Aksi halde, hiçbir işadamı uzun vadede bu ülkeyle yapıcı iş ilişkilerine girmez. Eğitim meselesini yarın ele alalım. |
|
| Son Güncelleme ( 08.05.2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




