Vahdet-i Vücud Meselesi Yazdır E-posta
Fethullah Gülen, Sızıntı, Mart 1998, Cilt 20, Sayı 230   
30.12.2003

Bundan başka, vücûd hakikatine dayanan; fakat zaman zaman felsefî ve nazarî bir hüviyet arzeden, zaman zaman da hâlî ve zevkî bir keyfiyetin ifadesi olan bir de "Vahdet-i Vücûd" mülâhazası var ki, böyle bir bahis münasebetiyle, tâkatimiz ölçüsünde o istikamette de hafif bir kapı aralamanın yararlı olacağı kanaatindeyiz.

Bütün varlık, Zât-ı Ehad u Samed'in isim ve sıfatlarının bir gölgesi ya da bir tecellisi olması, eşya ve hâdiselerin perde arkasına muttali olanlar için her şeyin, sâlikin, zevkî, hâlî ve hissî muzmahil olup gitmesi nazariyesine dayanan, bazen felsefî bir görünüm arz eden, bazen bir taklit olarak soluklanan, bazen de tasavvufî bir duyuşun ifadesi olarak dile getirilen "Vahdet-i Vücûd" telâkkisi, bugüne kadar seslendirilme sâiklerinin değişikliği ölçüsünde farklı yorumlara tâbi tutulmuş, "Vahdet-i Şuhûd"dan, "Vahdet-i Mevcûd"a kadar geniş bir alanda yorum ve tevil zemini bulmuştur. Bu konu "Kalbin Zümrüt Tepeleri" mevzuuyla doğrudan alâkalı olmasa da, sû-i istimale açık pek çok menfezi bulunması açısından işaret nevinden de olsa bir kısım ana başlıkları itibarıyla bir kere daha hatırlatılmasının faydalı olacağı mülâhazasındayız.

 
< Önceki   Sonraki >
Kültür, millet ve cemiyetin tabiatından doğar ve gelişir. Bir ağacın çiçek ve meyveleri ne ise, bir toplumun kültürü de odur. Kendi kültürünü olgunlaştıramamış veya kaybetmiş milletler, meyve verememiş veya meyveleri dökülmüş ağaçlara benzerler.
Fethullah Gülen Web Siteleri