İcâbet-i Semâ Sürûru Yazdır E-posta
Fethullah Gülen, Sızıntı, Ekim 1996, Cilt 18, Sayı 213   
30.12.2003

İcâbet-i semâ sürûrudur ki; tam mazhar olunabildiği ölçüde, ruh mekanizmasının her yanından vahşeti izale eder.. hak yolcusunda Hazreti Müsemma-yı Akdes'i müşahede arzusunu kamçılar.. ve onda, temâşâ kapısının tokmağına dokunabilme ümidini coşturur.. dahası ruhu uhrevî neş'e ve sevinçlere gark eder.

Bu seviyedeki sürûr ufkunda bir yandan kalb, ruh ve bütün latîfelerin en samimi bir istekle Hazreti Mütekellim-i Ezelî'ye yönelmeleri, diğer yandan da:

"Eğer vermeseydi, istek ve teveccühü de vermezdi" fehvâsınca, Hazreti Mennân u Mücîb'in duyup bildiği şeyleri kabul ve icabetle şereflendirmesi ki; bu seviyeye eren hak yolcusu, her zaman ruhundaki sürûr çağıltılarıyla kendinden geçer.. dört bir yanında "Hazîratü'l-Kuds"ten gelen buğu buğu üns esintilerini duymaya başlar.. kendini âdeta, ceberût ve rahamût âlemlerinin eşiğinin dibinde hisseder.. ve duygularını kuşatan köpük köpük gizli bir arzu ile, müşâhede kapısının tokmağına dokunma heyecanıyla gerilir.. tıpkı saf bir ruh gibi "bî kem u keyf" duyup hissettikleriyle mest olur.. ve döner kendi tâlihine tebessümler yağdırır.

 
< Önceki   Sonraki >
Kültür, millet ve cemiyetin tabiatından doğar ve gelişir. Bir ağacın çiçek ve meyveleri ne ise, bir toplumun kültürü de odur. Kendi kültürünü olgunlaştıramamış veya kaybetmiş milletler, meyve verememiş veya meyveleri dökülmüş ağaçlara benzerler.
Fethullah Gülen Web Siteleri