İhsan-ı İlahi İle Süluk Eden Sâlik Yazdır E-posta
Fethullah Gülen, Sızıntı, Temmuz 2000, Cilt 22, Sayı 258   
30.12.2003

Kimileri, fevkalâdeden bir ihsan-ı ilâhî ile, seyr u sülûk-i rûhânîde gözetilmesi esas sayılan disiplinleri görüp gözetmeseler dahi, bir hamlede, bir nefhada Allah tarafından çekilip rıza ve muhabbet mertebesine ulaştırılırlar ki, bunlara cezbedilen (meczûbîn-i ilâhî) sâlikler denir. Bunlar başkalarının pek çok "erbaîn"lerle ulaşacakları hâl veya makamları, miracın gölgesinde birkaç dakika, birkaç saat veya birkaç günde elde edebilir, çarçabuk nefsânî kirlerden arınır, en hızlı şekilde kalb tasfiyesinden geçer ve hiçbir zaman sa'y u gayretlerle ölçülemeyecek bir süratle Matlûb, Maksûd ve Mahbûb'larına ulaşarak, maiyyete mazhariyetin bütün rûhânî ezvâkını birden duyar ve zâhir u bâtının birleşik noktası sayılan "insan-ı kâmil" ufkunu ihraz etmiş olurlar. Bu mânâdaki "meczûbîn-i ilâhî" insanlar arasında Hak sırlarının gizli defineleri, ziya-i ilim ve vücudun yeryüzündeki nokta-i mihrakiyeleri ve mü'minlerin gönül hayatları adına, ebedî susuzluklarını giderecekleri Hızır çeşmesinin de sâkîleri sayılırlar.

Sözleriyle ölü kalpleri ihya eder, nazar ve teveccühleriyle kör gözleri açar, atmosferlerine girenlerin de kalbî ve rûhî yaralarını iyileştirirler. Bunlar yer yer, ayrı bir mevhibe ve ayrı bir vâridatla hep mest u mahmur yaşar, iç içe girmiş zâhir ve bâtınlarının alâim-i semasıyla çevrelerindeki taliplere temâşâların en baş döndürücülerini yaşatır.. gözleri basiretlerinin emrinde, dilleri gönüllerine bağlı; bakıp gördükleri her şeyde O'na ait renk ve çizgilerle kendilerinden geçer.. ağızlarını açıp konuştuklarında da hep inci-mercan saçarlar.. ve tabiî her zaman O'nun "nîm-u nigâh"ıyla olsun başları dönmüş mestler gibi yaşarlar ki, hâlden anlamayanlar da onları mecnun veya sarhoş sanırlar. Bu türden sâliklerin hâlini Bağdatlı Rûhî:

"Sanman bizi kim şîre-i engür ile mestiz,
Biz ehl-i harâbattanız mest-i elestiz."

diyerek ne hoş dile getirir!

 
< Önceki   Sonraki >
Kültür, millet ve cemiyetin tabiatından doğar ve gelişir. Bir ağacın çiçek ve meyveleri ne ise, bir toplumun kültürü de odur. Kendi kültürünü olgunlaştıramamış veya kaybetmiş milletler, meyve verememiş veya meyveleri dökülmüş ağaçlara benzerler.
Fethullah Gülen Web Siteleri