Âyân–ı Sâbite ve Harici Vücud Münasebeti Yazdır E-posta
Fethullah Gülen, Sızıntı, Nisan 2001, Cilt 23, Sayı 267   
30.12.2003

Ziyâ–zulmet, hayır–şer, saîd–şakî hemen hepsi bu âyân–ı sâbiteden akseden misâlî levhalarda bellidirler; ancak, ziyânın ziyâ, zulmetin zulmet, hayrın hayır, şerrin şer, saîdin saîd, şakînin de şakî kabul edilmesi hâricî vücud ve teklif altına giren varlıklarda onların bu teklif âlemindeki temâyüllerine bağlanmıştır. Ortaya çıkıp teklif altına girecekleri âna kadar onlar hakkında, Allâmü'l–Guyûb'dan başkasının şudur–budur diye hüküm vermesi doğru değildir. "Mustafeyne'l–Ahyâr"ın, Cenâb–ı Hakk'ın bildirmesiyle bilmeleri ise bu konuda bir istisna teşkil etmektedir.. ve bizi bağlayan kaidelerin, kuralların üstünde cereyan eden bir hâdisedir. Hz. Allâmü'l–Guyûb'un beyanları bazen âyân–ı sâbiteye, bazen de vücûd–u hâricîye taalluk ettiğinden, dikkatle bakmayanlar iki hâdiseyi birbirine karıştırabilirler. Kur'ân'ın şeytan hakkında mâkablinden kat'–ı nazar ederek: "Kâne mine'l–kâfirîn – O, kâfirlerdendi." fermanı, onun sâbit ayn'lar arasındaki durumu itibarıyla; sibâkıyla irtibatı içinde "İstekbera ve kâne mine'l–kâfirîn – Kibirlendi ve kâfirlerden oldu." (Bakara, 2/34) beyanı ise, teklif âlemindeki şekâvet sebeplerinin ortaya çıkmasına göredir.

 
< Önceki   Sonraki >
Kültür, millet ve cemiyetin tabiatından doğar ve gelişir. Bir ağacın çiçek ve meyveleri ne ise, bir toplumun kültürü de odur. Kendi kültürünü olgunlaştıramamış veya kaybetmiş milletler, meyve verememiş veya meyveleri dökülmüş ağaçlara benzerler.
Fethullah Gülen Web Siteleri