Mabette Tefekkür Yazdır E-posta
Fethullah Gülen, Sızıntı, Kasım 1992, Cilt 14, Sayı 166   
30.12.2003

Evet, mabede adımını atan her gönül sahibi, onun tedayi ettirdiklerini düşüne düşüne ve bu düşüncelerden sînesine akan varidâtı hissede ede, âdetâ uhrevîleşir ve benliğinin derinliklerinde, sürekli öteleri duymaya ve eşyânın perde arkasını mırıldanmaya başlar. Evet mabette, hemen herkes, kendi gönlünde olduğu kadar, diğer insanlardan ve çevresindeki eşyâdan -estağfirullah- her biri binlerce rüyâ ve hülyânın anahtarı, duygularımızla bütünleşmiş mabedin o ukbâ renkli aksesuarından en derin bir şiiri dinler, en bayıltıcı manâ tomurcuklarını koklar. Şiirin en güçlü unsurları sayılan ışıklar, sesler, burada insan ruhunu bütünüyle sarar ve ebediyen hatırdan silinmeyecek edâlara ulaşırlar. Hele, mübarek gün ve gecelere ait tat ve şivenin buğu buğu her yanı sardığı dakikalarda, mabed, akıl almaz bir füsûna ulaşır.. ve güya göğün renkleri, ruhânîlerin sesleri gelip gelip ruhlara doluyor gibi olur; olur da, bu semâvî büyü ile hayat ve kâinat daha esrarlı bir hâl alır. Bu sihirli dünyada seyahate azmedenlere mabed, en büyük mürşitler, en olgun ruh insanları gibi varlığın perde arkası sırlarını fısıldar ve onları sonsuzun serhatlerinde dolaştırır.

 
< Önceki   Sonraki >
Kültür, millet ve cemiyetin tabiatından doğar ve gelişir. Bir ağacın çiçek ve meyveleri ne ise, bir toplumun kültürü de odur. Kendi kültürünü olgunlaştıramamış veya kaybetmiş milletler, meyve verememiş veya meyveleri dökülmüş ağaçlara benzerler.
Fethullah Gülen Web Siteleri