Tarihî Buluşma Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Fehmi Koru, Zaman   
08.04.1996

Fethullah Gülen Hocaefendi yine şaşırttı ve Fener Rum Patriki I. Bartholomeos ile biraraya geldi. Istanbul'da, Polat Renaissance Otel'de gerçekleşen buluşmada, iki dini önderin, ülkemizin esenliğiyle ilgili, manevi hayata yönelik konular üzerinde durdukları anlaşılıyor. Gazete ve televizyonlar, üç gündür bu buluşmanın 'simge' değeri üzerinde duruyorlar.

Şaşırtıcılık, 'Fener Patrikhanesi' gibi Anadolu'daki tarihi varlığımızın değişik bir boyutunun, özellikle Cumhuriyet Dönemi boyunca kaybettiği ağırlığını yeniden kazanma mücadelesinde, bu buluşmanın taşıyacağı önemden kaynaklanıyor. Bu buluşma, Fethullah Hocaefendi çapında bir maneviyat önderinin, konumu tartışmalı bir makama verdiği destek olarak görülebilir. Bir noktayı daha baştan kaydedelim: Renaissance'taki biraraya gelmenin, Fethullah Gulen Hocaefendi'nin bir süreden beri sürdürdüğü 'hoşgörü' sözcüğü ile özetlenebilecek 'misyon'a uygun düştüğüne hiç kuşku yok.

Bazı çevrelerın haklı olarak 'tarihi' sıfatını yakıştırdıkları buluşmada durumu asıl mercek altına gelecek olan taraf Fener Patriği'dir. Anadolu'daki gayr-i müslim azınlıklara Lozan'da tanınan haklardan yararlanarak varlığını sürdüren Patrikhane, Cumhuriyet Yönetimi'nin tercihi olarak bir 'milli kilise' haline dönüştü. Osmanlı Dönemi'nde -yaşanan olumsuz bazı olayları bir tarafa bırakırsak- cihanşümül bir özelliğe sahip tutulan Patrikhane, uluslararası platformda değişik roller oynayabiliyordu. Cumhuriyet Yönetimi, patrikin 'cihanşümül' (ekümenik) olma iddiasını elinden almakla kalmadı, onu kaymakamlığa muhatap bir mahalle kilisesi papazı derekesine de düşürdü.

Fener Patrikhanesi, epey bir süreden beri, 'ekümenik' tanınmışlık kazanma çabasında. Ancak, bu çabayı dolaylı yollardan gösterdiği ve Yakovas gibi 'karanlık' tipler ön planda göründüğü için, her yeni gelişme tepki topladı bugüne kadar. Atinalı politikacılar da, kendi kısır çıkarlarına Fener'i alet etmekten geri durmadılar. Iki taraflı kuşkular, iyiniyet iddialarını havada bıraktı.

Bu buluşmadan sonra Fener için bir umut doğmakta. Patrikhane, Yunanistan'ın Türkiye içindeki kolu, Atina'daki açgözlu politikacıların İstanbul üzerindeki heveslerini kamçılayan bir unsur olmaktan kendini çıkartan davranışlar sergiler, Fatih'in Anadolu'ya bir vediası konumuna razı olursa, kendi etki alanını da doğal olarak genişletebilir. Topraklarında bulunduğu Türkiye ile manevi olarak temsil ettiği Yunanistan arasındaki devasa sorunların çözümünden dinler arasındaki 'hoşgörü' ortamına katkıya kadar bir çok alanda yararlı işlevler görebilir Patrikhane.

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin kendisiyle buluşmayı kabul ederek Patrik I. Bartholomeos'a uzattığı 'dostluk eli', bu sebeple, Fener Patrikhanesi ve Patrik açısından tam bir sınav teşkil ediyor. O elin Anadolu'nun müslüman halkını temsil ettiğini anlar ve karşı tarafın fedakârlığının yüklediği görevi yerine getirme yönünde samimi bir gayret gösterirse, sadece kendi gücünü dünya çapında artırmakla kalmaz, aynı zamanda evrensel barışa da müthiş bir katkıda bulunmuş olur. Bunu, bir halkla ilişkiler manevrası, şirin görünme taktiği sınırları içinde tutmak isterse, her iki alanda da umut kırıcı gelişmeleri kendi eliyle hazırlamış olur.

Biz, bu 'tarihî buluşma'nın iki tarafın da iyi niyetiyle, kapsamlı ve verimli çalışmaların başlangıcı olacağına inanıyoruz. Batı Trakya Türkleri'nin bilinen sıkıntılarının sona erdirilmesi ve Yunanistan'da 'hoşgörü' misyonunu yerleştirecek bir ortak eğitim kurumunun açılması çok mu zordur? Patrik'in Yunanistan Hükümeti'ni temsil etmediğini biliyoruz, fakat yine de elini öpmek için önünde sıraya giren Yunanlı politikacılar üzerindeki nüfuzunu kullanmasını dilemekten geri duramıyoruz.

Fethullah Gülen Hocaefendi ile Patrik I. Bartholomeos'un buluşmaları, Türkiye'de Patrikhane'ye yönelik asırların eseri kuşkuların dağılması yolunda bir ilk adımdı; bu adımı atma cesaretini gösteren tarafların çok daha basit uygulamalar için nüfuzlarını kullanmaktan kaçınmayacaklarına da inanıyoruz. Umarız, bu beklentimiz boşa çıkmaz.

 
< Önceki   Sonraki >
Kültür, millet ve cemiyetin tabiatından doğar ve gelişir. Bir ağacın çiçek ve meyveleri ne ise, bir toplumun kültürü de odur. Kendi kültürünü olgunlaştıramamış veya kaybetmiş milletler, meyve verememiş veya meyveleri dökülmüş ağaçlara benzerler.
Fethullah Gülen Web Siteleri