| Ruhanîler Ve Meleklerle Müjde Verilmesi |
|
|
| Fethullah Gülen | |
|
Bizim sekine dediğimiz ve belki de çoklarımızın yaşadığı, gönüllerin, kalblerin kendisiyle itminana erdiği şeyle, melekleri ve onların inişini karıştırmamak gerekir. Asr-ı Saadet’ten bu yana, nice vak’alar vardır ki, melekler bazen insan suretinde, bazen kendilerine has keyfiyetle yeryüzüne inmişlerdir. Bazen ruhanîlerle melekler arasında bir iltibas yaşansa da fizikötesi bir kısım varlıkların yeryüzüne inişinde şüphe yoktur. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ahirete irtihalinden sonra da bu türlü şeylerin cereyan etmesi söz konusudur. Meselâ, Kadisiye’de, Yermük’te ve daha başka yerlerde hep o teyit görülmüştür. Hatta Çanakkale’de İngiliz orduları kumandanı Hamilton’un “Sizin ordularınız içinde beyaz atlı, sarıklı insanlar savaşıyordu.” dediği, çokları tarafından bilinen gerçeklerdendir. Murad Hüdavendigar’ın ağabeyi Süleyman Şah, Gelibolu’dan Trakya’ya geçerken şehit olmuş ve daha sonraları Hıristiyanların ifadesine göre o, hep orduların önünde, atının üzerinde savaşırken görülmüştür. Hatta üstûre midir, değil midir bilemeyiz; Battal Gazi için de aynı şeyler söylenir. Günümüzde de yalan söyleyeceklerine ihtimal vermeyeceğimiz sağlam, sika insanlar veya yalan üzerinde ittifak etmesi mümkün olmayan pek çok kimse defaatle gelip, ruhanîleri veya Kanuni’yi, Yavuz’u, Fatih’i, bulundukları mekânların koridorlarında gördüklerini söylemişlerdir. Bunlar, rüyalarda olduğu gibi yakazaten de görülen şeylerdir. Konuyla alâkalı dosyayı kurcalayacak olsak, yüzlerce, birbirini teyit eden müşâhede çıkacaktır ortaya. Demek ki, onlar mü’minlerin başarılarını alkışlamak, âyetin ifadesiyle بُشْرَى “müjde” vermek için gelip görünüyorlar. Yalnız, görme meselesi herkes için geçerli değildir. Bedir’den Çanakkale’ye ve günümüze kadar devam eden süreçte, yeryüzüne inen bu ruhanîleri herkes görmemiş veya görememiştir. Nice nezih insanlar vardır ki hiçbir şey görmemiştir; ama bazıları da her zaman görebilmektedir ve bu, bir nasip meselesidir. Konuyu bağlarken son bir hususa daha temas etmek istiyorum. Bu, çok su götürür bir mevzudur ve suiistimale de açıktır. Bu açıdan da konunun suiistimal edilmesine fırsat verilmemeli ve ona kapı da açılmamalıdır. Bu türlü durumlarda Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) emir ve direktiflerinin her şeyin önüne çıkarılması gerekir. Yoksa arzu, istek ve hevesler gemi azıya alabilir, dolayısıyla da, önü alınamaz inanç kaymalarına fırsat verilmiş olur. Son bir nokta; meleklerin inmesini psikolojik bir faktör olarak yorumlama, mâneviyata inanmamanın bir göstergesi olsa gerek. Böyleleri her şeyi, cismaniyet çizgisi içinde çözmeye çalışırlar. Hâlbuki Üstad Hazretleri’nin yaklaşımı içinde “Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerine inmiştir. Göz ise mânâya karşı kördür.” (Prizma, 2/124-126) |
|
| Son Güncelleme ( 13.09.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



