| Selçuk, O Yazıları Gırgır Olsun Diye Yazıyormuş! |
|
|
| Ali Karahasanoğlu, Anadoluda Vakit | |
| 09.11.2006 | |
|
Duyduk duymadık demeyin; İlhan amca, Cumhuriyet'teki Pencere sütununda yayınlanan makalelerini "komiklik" olsun diye yazıyormuş! Hani o zehir zemberek yazılar var ya.. Devletin temeline dinamit konulduğu, cumhuriyetin tehlikede olduğu, üç vakte kadar devletin yıkılacağı yönünde ikazlar içeren yazılar var ya.. Onların hepsini "gırgır olsun" diye yazıyormuş Selçuk.. Hani; 1950'li yıllarda, kardeşi ile birlikte mizah dergisi çıkardığını bilirdik de, Cumhuriyet'in Pencere sütununu da gırgır yazıları ile doldurduğunu bilmezdik.. Ben demiyorum, kendisi, mahkemedeki savunmasında diyor bunları.. Oysa manşetten günlerce anons yayınlamıştılar; "Tehlikenin farkında mısınız?" diye.. Kendisi de, başyazar ve imtiyaz sahibi olarak günlerce uyarılar yapmıştı... Günlerce mütedeyyin insanlara hakaretler etmişlerdi. Hâlâ da hakaret etmeye devam ediyorlar.. Ama hakim önüne çıkınca, "Ben o yazıyı mizah olsun diye yazmıştım" diye kıvırıveriyorlar! Hayır abartmıyorum, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde yayınlanan bir yazısında, Fethullah Gülen'e hakaret ettiği için yargılanan gazetenin başyazarı İlhan Selçuk, mahkemeye çıkmış ve savunma yapmış. Mahkemedeki sorgusunda aynen şöyle demiş, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer'in de yakın dostu olan Selçuk: "Dava konusu yazı mizahi bir yazıdır. Hakaret kastı taşımamaktadır. Mizah unsurları abartılı olabilir." Haydaaa.. "Devlet, millet" diyorlar. "Temel yapı, anayasal düzen, cumhuriyet" diyorlar.. "Öldük bittik, mahvolduk" diyorlar.. Sonra da "Bunlar mizahtır" deyip cezadan sıyrılmaya çalışıyorlar! Yapmayın beyler yapmayın.. Ayıptır, birazcık ciddi olun!.. Şundan bundan çekinmiyorsanız, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer'den çekinin birazcık.. Cumhurbaşkanı'nın özel ilgi gösterdiği bir gazetenin başyazarı, yazdığı makaleleri "mizahi yazılar" diye tanımlar mı hiç? Selçuk'un yargılandığı ifadenin ne olduğunu da yazalım isterseniz: "Mürteci sonunda spora el attı. (..) Oysa dünya âlem biliyor ki, Fethullah Gülen meşhur Said Nursi yobazının izinde bir mürteci!..." Şu veya bu, ölmüş kişiye bir eleştiri yönelttiğimizde, "Ölmüş insanın arkasından konuşulmaz" diyenlere bakın siz! Ölmüş bir insana, hiç utanmadan "yobaz" diye saldırabiliyorlar! Sonra da çıkıp, "Bu yazı, mizah yazısıdır" diyorlar! Bunun neresi mizah, söyler misiniz? Devam ediyor Selçuk; "İslâmcı, yasaklar üzerine kurulu bir âlemin karamsarlığında, kadın mahpushanelerine dönük taassup toplumlarına yatırım yapıyor. Yaşamda ve medyada İslâmcı bir kadının kahkahasını hiç gördünüz mü, duydunuz mu?" diyor.. Daha uzun alıntıya hiç gerek yok.. İşte bu yazıya, "mizah yazısıdır" diyor sayın Selçuk!.. Yani, aslında tüm bu ifadeleri gırgır olsun diye yazıyormuş. Kesinlikle ciddi bir yanı yokmuş bu ifadelerin hiçbirisinin.. Yaaa, duydunuz mu Cumhuriyet okurları!.. Duydunuz mu Cumhuriyet okuyup, hop oturup hop kalkan vatandaşlar! "Devlet elden gitti" diye üzülenler, "Cumhuriyet yıkılıyor" diye dövünenler.. Bunların hepsi mizahmış aslında, gördünüz mü? Davada bir ilginçlik daha var.. Kanunun gerekçesindeki açık anlatımlara aykırılığa rağmen, mahkemenin beraat kararı vermesi.. Selçuk amca "mürteci" diyor ya, bakın Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin gerekçesinde, 'mürteci' için ne izahat yapılmış: "Dikkat edilmelidir ki, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekir.Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amacına yönelik olarak belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi halinde de hakaret suçu oluşur. Örneğin, bir kişiye 'Faşist', 'komünist', veya 'mürteci' demekle, hakaret suçu işlenmiş olur." Kanun böyle desin, İlhan Selçuk'u yargılayan hakim, ya kanunun gerekçesini okumamış, ya da, "Boşver TBMM'nin kanun gerekçesini" demiş ve bastırmış beraat kararını. Bu sözüm de Ankara'dakilere.. Oturup, "Şu kanunu değiştirelim, bu kanunu değiştirelim" diye boşuna kafa yormayın.. İşte, kanun gerekçesini kelime kelime aldım size.. "Mürteci demek; suçtur" diye izah etmişsiniz kanun gerekçesinde.. Ama hakim, "Hakaret yoktur" diye vermiş beraat kararını.. Cumhuriyet gibi ciddi (!) bir gazetenin başyazarının, kendi yazılarını mizah yazısı olarak sunmasına mı yanalım, yoksa TBMM'nin çıkardığı kanunların hayata geçirilememesine mi? Siz söyleyin, hangisine yanalım?.. |
|
| Son Güncelleme ( 09.11.2006 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



