Heyecan Dinamiği Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   

Heyecan mefhumu da aslında his rüknünün ayrı bir yanını oluşturur ve onun, insanın iç yapısında eda ettiği ayrı bir misyonu, ayrı bir fonksiyonu vardır. Evet, insanın, insanî sorumluluk şuuruna ermesi, hakikî insan olma ufkuna yürümesi bir mânâda onun, dünyada olup biten hâdiseler karşısında tepkisiz ve hareketsiz kalmaması, ızdırap duyup heyecan yaşamasıyla irtibatlıdır. Bir dönem başka bir münasebetle dile getirildiği gibi; “‘Falan kimse havadan nem kapıyor.’ derler! Ona ruhum feda! Ya yağmur altında dahi ıslanmayanlara ne demeli!..” mülâhazasını burada da hatırlayabiliriz. Bu sebeple eğer bir insan, dünyada birbirini takip eden kızıl kıyametleri, üst üste yaşanan zulüm ve felaketleri bir sinema seyrediyor gibi seyredip duruyor, onlar karşısında herhangi bir ürperti ve heyecan duymuyorsa, göğsünde kalb taşıdığı şüpheli bu insanın ciddi bir heyecan yorgunluğu yaşadığı, daha doğrusu heyecan bakımından ölüp gittiği rahatlıkla söylenebilir. İşte böyle durumda olan bir insanın yüreğinde yeniden heyecan uyarıp tetiklemek çok önemlidir. Ancak en az bunun kadar önemli diğer bir mesele de, yaşanan heyecanın dinin muhkemâtıyla ve akılla test edilmesidir. Yoksa akıl ve dinin kontrolünde olmayan heyecan sahibi bir fert, isyan ahlâkını yanlış bir şekilde yorumlayarak etrafını yakıp yıkabilir. Dolayısıyla heyecanın belli kalıplara konulup dengeli hâle getirilmesi, insanîleştirilip uysallaştırılması çok önemlidir ve böylece o bir tahrip unsuru, zararlı bir duygu olmaktan çıkarılarak faydalı hâle getirilmiş olur. Bu açıdan his ve heyecanı, bir taraftan aklın alanına giren sahalarda akılla tadil etmek, dengelemek, aklın endâzesinden geçirip ölçülü hâle getirmek; diğer taraftan da onu din-i mübîn-i İslâm’ın mihengine vurarak test etmek çok önemlidir.

Ferdî hukukun üstünde daha geniş hakları tazammun eden, içtimaî sorumluluğun söz konusu olduğu meselelerde ise akıl-his dengesi daha bir ihtimam ve hassasiyet ister. Böyle bir noktada aklîlik his ve heyecanla teyit edilirken; his ve heyecan da mutlaka akılla test edilip dengelenmelidir. Meselâ günümüzde “bir mücadele sürdürüyorum” deyip canlı bombalarla masum insanları katletmenin kat’iyen akılla, mantıkla izah edilir bir yanı yoktur. Hele din-i mübîn-i İslâm’la test edilen bir akıl aslâ ve kat’â bu işin içinde değildir. Hatta burada insanî bir histen ziyade sadece kör bir hissîlik vardır. Akılla test edilmemiş kör hissîlik... Böyle kör bir hissiyata uyularak İslâm’ın kaderiyle irtibatlı, bütün Müslümanların hukukunu ilgilendiren hayatî ve çok önemli böyle bir meselede birçok mesâvî irtikap ediliyor, büyük günahlara giriliyor ve neticede İslâm’ın dırahşan çehresi karartılmış oluyor. Öyle ki bir veya birkaç güne sığıştırılan bu büyük yanlışları düzeltmek için birkaç sene sırf bu istikamette çalışıp çabalamanız gerekiyor. Evet, birkaç sene gayret edip çalışacaksınız ki o birkaç akılsızın meydana getirdikleri yanlış imaj ve görüntüyü kalb ve zihinlerden silmeye muvaffak olabilesiniz. (Kalb İbresi, s. 202-203)

Fethullah Gülen: ABD Sohbetleri: His ve Heyecan
Son Güncelleme ( 08.10.2010 )
 
Sonraki >
Kuvvetin hakimiyeti gelip geçicidir; bâki olan, hak ve adaletin hakimiyetidir. Bunlar, bugün olmasa bile, çok yakın bir gelecekte mutlaka galip geleceklerdir. Onun içindir ki, en büyük siyaset, hak ve adalet taraftarlığında aranmalıdır.
Fethullah Gülen Web Siteleri