| Türkiye ve Türkmenistan'da Cumhuriyet Bayramı |
|
|
| Ali Bulaç, Yeni Şafak | |
| 30.10.1996 | |
![]() Ali Bulaç Törenleri izlerken, genel karakteri ve şekil Fransa'da belirlenmiş bir şablonun bütün ülkelerin hamuruna uygulandığını düşündüm. Hamurun malzemesi ve niteliği ne olursa olsun, bu şablondan evrensel bir çörek çıkıyor. Çöreğin dış görünüşü alımlı; ama içinin hangi kimyevi maddelerle yoğrulduğunu onu yedikten sonra anlamak mümkün. Türkmenler çocuklar gibi heyecanlı. 73 Senedir Türkiye'de de Cumhuriyet bayramı törenleri kutlanıyor. Ancak Türkmenistan'da farklı olarak halk da kitleler halinde ve anlaşıldığı kadarıyla isteyerek törenlere katılıyor. Türkmenler 70 yıl süren ağır ve bunaltıcı bir baskı döneminden sonra, yeni kurulan "Cumhuriyet" in hangi anlama geldiğini ve ileride ne türden sonuçlar vereceğini hiç düşünmeden şölen yapıyorlar. Yeni devletin felsefi ve politik temeli üç ana esasa dayandırılmış: Halk, vatan ve Türkmenbaşı. Halk, Türkmenler'in ve diğer Orta Asya Müslüman halklarının hiç de yabancı olmadıkları bir kavram. Komünist literatürde çoğu zaman halk, "sınıf" yerine de kullanılmış. Vatan ise yeni tanıştıkları bir kavram. Türklerin kadim geleneklerinde "yurt" kavramı esaslı bir öneme sahip. Ama yeni dönemin "vatan"ı ile tarihsel kültürlerinde yer alan "yurt" kavramı arasında mahiyet birliği yok. Vatan'a abartılı vurgu yapılıyor, buna karşılık "vatandaş veya yurttaş" kavramlarına kimsenin dikkat ettiği yok. Dolayısıyla bu cumhuriyetlerde modern anlamında olsa bile "yurttaş hakları"ndan söz edilebilmesi için daha uzun yıllar beklemek icap edecek. Komünizmin totaliter ve baskıcı rejimleri altında 70 senedir yaşamakta olan bu cumhuriyetlerdeki insanlarda "yurttaş" kavramının felsefi temeli olarak "birey" henüz ufukta görünmüyor. Kimse basit düzeyde olsa dahi serbest iktisadi veya ticari teşebbüste bulunma isteğini göstermiyor. Bu durumda Tek Adam yönetimi öne çıkıyor ve bizdekine benzeyen bir Milli veya Ebedi Şef halkın temsilcisi, başöğretmeni ve yöneticisi oluyor. Bu da Türkmenistan'da Saparmurad Niyzov'un kendini "Türkmenbaşı" ilan etmesine yeter bir sebep. Türkmenistan nüfusunun %80'i Türkmen, %10'u Rus, %8'i Özbek ve geri kalanı Azeri, Tacik, Yahudi, Ermeni vs. Yeni devlet, bütün bu toplumsal karışımdan Türkmenlik temelinde bir ulus devlet varetmek istiyor. Niyazov'un terminolojisinde "Türkmenbaşı"lığın iki anlamı var: Biri Türkmenistan'ın Atatürk'ü olmak, diğeri bütün Türk dünyasının liderliğine talip olmak, önümüzdeki 10 yıl için çizdiği hedef (10. Yıl Abadanlığı) şu:
Türkiye'ye döndük, burda da Cumhuriyet'in 73. kuruluş yıldönümü kutlanıyordu. Vatan, millet, Atatürkçülük, laiklik en çok havada uçuşan kelimelerdi. Yine devlet insanlardan canlarını vatan ve Atatürk için vermelerini istiyor, hiçbir şeyin devletten daha önemli olmadığı vurgulanıyordu. Türkiye'de 73 sene önce yürürlüğe konan proje gerçekten başarıya ulaştı mı? Bu sorunun cevabı, Türkmenistan'ın gelecekte cevabını arayacağı soru için de önemli. Türkiye'de durum ortada. Askerlerin deyimiyle "yoğunluğu düşük bir savaş" yaşanıyor, insanlar bombalı intihar saldırılan düzenliyor; memurlar, öğrenciler, işçiler, tarikat mensupları caddelerde coplanıyor, gençler uyuşturucu alıp ölüyor, babalar, anneler intihar ediyor, milli gelir dünya sıralamasının çok gerisinde; hayat pahalılığı herkesin belini büküyor ve her şeye rağmen en yüksek mahkemenin başkanı "rejimin teminatı Millet Meclisi değildir" diyor. Özbekler ve Türkmenleri çok sevdim; Anadolu'da yaşayan insanlar gibi. Zengin bir tarihi mirasa sahipler ve fakat onların önümüzdeki 70 yıllık tarihlerini düşününce içim burkuldu, üzüldüm. |
|
| Son Güncelleme ( 08.05.2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




